Görünmeyen Güzellik
Doğada her canlının tek
derdi, başını sokacağı bir yuva inşa etmektir. TV.
belgeselleri izlendiğinde görülür ki hayvanlar alemi bu
konuda çok çalışkan ve sanatçı ruhludur.
İnsanoğlu ise var
olduğundan bu yana hep bu ihtiyacı hissetmiş yuvayı sadece
bir korunak olarak değil, yaşamı kolaylaştıran ve keyifli
kılan huzur mekanları olarak geliştirmiştir.
Göçebelikten yerleşik
düzene geçiş sürecini hatırlamaya çalışırsak, ulus olarak
çok sıkıntılar yaşadığımız açıkça görülecektir.
Daha çok iş, daha çok aş
talebiyle köyden kente yönelen insan hareketi beraberinde
ikamet sorununu da getirmiş, yerleşim merkezlerinde ciddi
konut açıkları yaratmıştır.
Bu nedenledir ki; ne
sunulursa ona mahkum olup satın alan kitleler, zaman içinde
gerek maddi imkanlarının artması gerekse bilinç artışıyla
yeni yaşam alanlarına geçmeye başlamışlardır.
İmar yasa ve
yönetmelikleriyle beraber getirilen asgari yapı standartları
göstermiştir ki bu ülkede konut ve işyeri ihtiyacı daha uzun
yıllar devam edecek. Sebebine gelince, geçmiş yılların yasa
ve mevzuatlarına uygun olarak yapılmış olsalar bile deprem
riskine karşı dayanıksız olduklarının ortaya çıkmış
olmasıdır.
Batılı ülkelere bakınca
görüyoruz ki; yüzyıllar önce çizilmiş ve inşa edilmiş
yapılar dimdik ayakta ve hala mimarisiyle ve yapı tekniğiyle
bizleri hayran bırakıyor.
Bunu sadece maddi imkanlara
ve o günlerin mühendislik eğitimine bağlamak yanlış olur. O
dönemin yapılarına dikkatli bakılırsa görünecek olanlar;
toplumun bizzat yaşadığı ve soluduğu kültür, sanat ve yaşam
standartı’ dır.
Estetik ve fonksiyonellik,
insan yaşamının ve ruhunun ihtiyacı, hatta gıdasıdır.
Detaylarla dolu güzel yaşam
mahalleri, hayatımızı her zaman anlamlı kılar.
İnsan dehasının el emeği ve
göz nuruyla birleşmesiyle ortaya çıkan şaheser bazen resim
olur, bazen heykel, bazen müzik, bazen muhteşem bir anıt.
Ülkemizde ise; toplumun bu
taleplerini gören, alışılmışın dışına çıkıp farklı şeyler
söyleyen, ezberleri bozup yeni ürünler tasarlayan insanlar
sayesinde farkı kapatabilme şansımız hala var.
İnsan odaklı olmayan hiçbir
işte güzellik olamaz. Görünür güzellikler ise bütünün sadece
bir parçasıdır. Kaliteyi, dayanıklılığı yıllara uzanacak
hayranlık ve saygınlığı sağlayacak olan görünmez
güzelliklerdir.
Yapı sektöründe insani ve
vicdani düşünce ne zaman maddiyata egemen olur, ne zaman
kültür ve sanat teknoloji ile barışır, ne zaman bilgi ve
emek takdir edilir, zamanı geldi demektir.
İşte o zaman bizimde
geleceğe miras bırakacağımız, saygıyı ve övgüyü hakeden
muhteşem eserlerimiz olacaktır.
Mustafa Talat SÖZEN
15.06.2010
|