Şirket Profili İletişim Kent Rehberi Ana Sayfa Şirket Profili

Özal dönemiyle başlayan turizm hareketliliği, serbest döviz, serbest ticaret,yabancı konut talebi, örtü altı tarım ve modern seracılığın büyümesiyle kent bir anda ülkenin ve dünyanın dikkatini çeken bir noktaya geliverdi. Antalya'nın artan ekonomik cazibesine kapılan insanların gerek çalışmak, gerek iş kurmak amacıyla başlattıkları göç Türkiye nüfus artışının kat kat üstüne çıkmış, şehri her yıl bir Burdur ili nüfusu kadar büyüyen bir noktaya taşımıştır. Bu hareketlilik konuta talebi patlatmış, fiyatları oldukça yükseltmiştir.

Bunu fark eden girişimciler inşaat sektörüne yönelmiş, zaman içinde Antalya müteahhitlik firmalarının yoğunlaştığı bir şehir olmuştur. Bu muazzam gelişmenin boyutunu önceden öngörememiş şehir plancılarının ve idarecilerin yaptıkları imar planları oldukça yetersiz kalmış, şehir zaman içinde adeta kilitlenme noktasına gelmiştir. Her metrekaresi çok değerli olan bir yerde mevcut yasalar ve kıt belediye imkanları ile arzulanan özelliklerde imar planları yapmanın ve uygulamanın zor ama mümkün olduğunu biliyoruz.

Dünya kenti olabilmenin çok fazla kriterleri var ve Antalya'nın bu sıfatı kazanabilmesi için çok önemli adımlar atması gerekiyor.

İnşaat sektörü, şehrin turizm ve tarım sektörleriyle birlikte gelişen en önemli gelir ve istihdam kaynağıdır. Kaliteli oteller, iyi hizmet ve uygun fiyat özellikleriyle turizm sektöründe, modern seracılık ve iyi tarım uygulamalarıyla Avrupa ve Ortadoğu'da takdir gören Antalya, ne yazık ki inşaat sektöründe çıtayı yükseltememiştir.

Diğer bir ifade ile yerelde üretim olarak büyümüş ancak ulusalda veya uluslar arası arenada ilgi uyandıracak projeler veya eserler ortaya koyamamıştır. Denizden bakınca etkileyici bir şehir silueti oluşturamadığımız gibi simge olacak özgün ve çağdaş mimari yapılarımızın olmadığını da söylersem ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

Son büyük depreme kadar Antalya'nın 4.derece deprem bölgesinde olduğu biliniyor ona göre binalar inşa ediliyor idi. Sonradan görüldü ki tehlike derecesi iki (2) imiş. Aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu tahmin edersiniz. Antalya'nın geleceği için endişeleniyorsak derhal bir kentsel dönüşüm hareketinin başlatılması gereğinin herkesle paylaşılıp benimsenmesi gerekiyor.

Antalya mimarlar odası,inşaat mühendisleri odası,şehir plancıları odaları olarak Antalya Büyükşehir ve İlçe Belediyeleri ile birlikte, Antalya kent konseyinin önerilerini de dikkate alarak ortak akıl oluşturmaları, bu çalışmaları siyasi zorlamalardan arınmış bir şekilde, yeni yerleşim alanlarında uygulamaya koyma konusunda irade ve dirayet göstermeleri şehrin önünü açacaktır.

Miras yasasındaki boşluk nedeniyle çok parçalı araziler ve parseller oluştuğundan Antalya'nın çehresini değiştirecek büyük projeler yapılamamaktadır. Var olan alanlar da şehir dışında ve hazineye aittir. TOKİ 'nin İstanbul'da ki gibi büyük projelere el atmaması,en azından ünlü ve büyük inşaat firmalarının şimdiye kadar Antalya'ya gelmemiş olmaları manidardır. Kanımca bunun sebebi Antalya'nın demografik ve ekonomik yapısıdır.

Antalya ya göç ile gelenlerin çoğunlukla düşük gelir seviyesinde olmaları,üst gelir grubunun ve yabancı müşterilerin şehir merkezini tercih etmesi,ancak merkezde de farklı ve büyük yaşam alanları oluşturacak parsellerin kalmaması bu firmaları duraklatmıştır. Bu günlerde inşaat sektöründe hafif bir yavaşlama görülüyorsa da yaz başında eski ritmine döneceğini tahmin ediyorum. Daha kaliteli,daha çağdaş daha teknolojik binalar yapıldıkça talep o oranda büyüyecek,eski yapılardan kurtulma çabası hızla artacaktır. O yüzden Antalya'da konut ve işyeri açığı hiç bitmeyecek gibi duruyor.

Bundan sonrası için nasıl bir Antalya hayal ediyorum dersem;

*Geniş ve dümdüz caddeler,dar olmayan sokaklar *En fazla iki katlı villaların yapılabildiği mahalleler
*Yeşil alanı bol,yüksek katlı binaların yapılabildiği siteler
*Konut için yapılmış ise işyeri açılmasına izin verilmeyen binalar
*İş hayatının tüm ihtiyaçlarına cevap verebilen çağdaş iş merkezleri
*En az birkaç futbol sahası büyüklüğünde,içinde göletler,hobi ve kültür -sanat alanları olan parklar
*Önemli noktalarda katlı ve paralı otoparklar,geniş caddelerde parkomatlar
*Trafik sorununu çözen kavşak ve geçitler
*Altyapısı bitirildikten sonra yapılaşmaya açılan imarlı parseller
*Altyapısı sağlam uluslararası normlarda asfaltlanmış yollar
*Belirlenmiş ve uygulama zorunluğu sağlanmış kaldırım ve bina kodları
*Antalya'ya özel desen,renk ve kalitede ürettirilmiş kaldırım bordürü ve kaplama ürünleri
*Antalya nın iklimine uygun olarak belirlenmiş ağaç ve bitki örtüsü
*Mimar,mal sahibi veya müteahhit'in keyfine bırakılmayan bina cepheleri
*Görüntü kirliliği yaratan güneş kollektörlerine, ürün ve montaj standardı getirildiği ve projesiz olarak kapatılıp adeta gecekonduya döndürülmemiş çatılar
*Yeraltından geçen elektrik hatları,kente özel aydınlatma direkleri ve armatürleri
*Şehrin önem arzeden noktalarında sergilenen sabit heykeller yada sanat objeleri
*Ulusal yada uluslararası mimari ödüllü binalar
*Başarılı restorasyon örnekleri,korumaya alınmış tarihi eserler
*Projeli olarak aydınlatılmış falez bandı ve tarihi eserlerimiz
*Değişen belediye meclisleriyle değişmeyen cadde ve sokak isimleri
*Plan tadilatlarıyla sık sık değişmeyen imar planları
*Günümüz ihtiyaçlarına (mimari,statik,teknik,estetik ve ekonomik) cevap verebilen Antalya iklim özelliklerini hesaba katarak hazırlanmış imar lejantı
*Konmuş kuralların kontrolünü ve sürekli takibini yapan belediyecilik anlayışı
*Antalya'nın gidişatından kendini sorumlu hisseden sivil toplum kuruluşlarının duyarlı söylem ve eylemleri
*Cadde ve sokaklardaki bina altlarında gelişigüzel açılan işyerlerine belirli bir standart ve kota getirilmesi
*Temizliğe ve sakinliğe önem veren,çevresine duyarlı, Antalya'ya yerleştikten sonra artık ben Antalyalıyım diyebilen, birbirine sevgi ve saygı duyan insanların yaşadığı bir şehir.

Antalya'yı Türkiye ve dünyaya mal olmuş bir şehir,tarihi ve kültürel bir miras olarak görüp,hak ettiği değeri vermek zorundayız. Yapılan tüm yanlışlara rağmen hala güzelliğini koruyor gibi görünse de yanıltıcıdır. Antalya'nın daha fazla çekiştirilmeye ve yanlışa tahammülü kalmamıştır. İnsan eliyle bozulduysa insan eliyle düzelecektir.

Dilerim akıl kazanır,dilerim emanet iyi ellerde muhafaza edilir.
Çünkü gelecek de bir gün gelecek ve soracak
ne yaptın sen böyle...
neden...?
Nasıl kıyabildin?
Ya cevabımız...

31 mart 2012 ANTALYA

Mustafa Talat SÖZEN